Türkiye'nin önemli merkezlerinden Aydin, güncel gelişmelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Son haftalarda Boğazkere konusu, okuyucularımızın en çok takip ettiği başlıklardan biri oldu. Aşağıda konunun tüm yönlerini mercek altına alıyoruz.
Boğazkere, Anadolu'nun en eski ve yerli üzümlerindendir. Elazığ'ın Öküzgözü ile, kaliteli ve dengeli bir kupaj şarap oluşturur. Üzümün kabuklarında bulunan ve şaraba burukluk katan tanen oranı bu üzüm cinsinde çok fazladır. Burukluğun yanı sıra, baharlı tadı, şarap üretiminde Boğazkere üzümünü çok değerli kılmaktadır.
Bu şarabın özellikleri; güçlü gövde, çok keyifli uzun bitiş, lacivert tonlu koyu kırmızı renk ve kurutulmuş kırmızı meyve ve baharatların zengin ve güçlü aromalarıdır. 10 yıla kadar yaşlanmaya iyi gelir. Kırmızı et kebapları, hindi, somon ve peynir başta olmak üzere Doğu Anadolu kaşar veya Gruyere peyniri ile tavsiye edilir.
Boğazkere, Elazığ ve Diyarbakır Bölgesi civarlarında yetişen siyah renkli bir üzüm çeşididir. Boğazkere, Türkiye'nin Dicle - Fırat arasında Elazığ (Maden) ve Diyarbakır (Ergani) kökenlidir. Koyu kırmızı zengin bir üzümdür ve şarap, kuru meyve ve incir aromaları ile iyi yapılandırılmıştır. Diyarbakır'da sertifikalı Boğazkere bağları tarafından üzümden üretilen bir şaraba da adını verir.
Pratik Öneriler ve Notlar
Bizans İmparatorluğu; Türk fetihlerinin hemen öncesinde Balkan Yarımadası'nın güney kesimleri, Anadolu, adalar ve Güney İtalya ile sınırlı hâle gelmişti. Bu bölgeler arasında Anadolu açık ara en büyük, en kalabalık ve ekonomik bakımdan en önemli olanıydı. Anadolu, imparatorluğun ayrılmaz bir parçası olarak kaldığı sürece Bizans güçlü ve görece müreffeh bir devlet olmayı sürdürdü. Anadolu Bizans denetiminden çıktığında ise imparatorluk, Sırplar ve Bulgarlarla neredeyse eşit şartlarda rekabet eden zayıf bir Balkan prensliğinden ibaret hâle geldi.
yüzyıldan önce Anadolu, siyasi, ekonomik ve dinsel kurumlar sayesinde belli bir bütünlük kazanmış durumdaydı. Bu kurumlar, çok geniş bir coğrafyada yaşayan insanlara benzer bir hayat düzeni sağlıyor ve onları merkezdeki Konstantinopolis'e bağlı tek bir organizmanın parçası hâline getiriyordu. Yani Anadolu, başıboş veya parçalı bir alan değil, imparatorluğun merkezine sıkı sıkıya entegre edilmiş bir bölgeydi. Bu bütünleşmenin en önemli aracı thema sistemiydi. Thema sistemi, Bizans'ın eyalet düzeniydi. Bu sistemde sivil yönetim ile askerî yönetim büyük ölçüde birleşmişti. Bir eyaletin başında stratigos denilen askerî vali bulunuyordu ve sivil yöneticiler ona bağlıydı.
Nehrin Sümerce ismi İdigna veya İdigina 'dır, akan su anlamındadır. Sonradan bu isim Elamcaya ti-gi-ra ve bundan sonra eski Farsçaya Tigra ve eski Yunanca Tigris olarak geçmiştir. Sümerce isim Akatçaya İdiklat olarak geçmiştir, bu isimde İbranicede Hiddekel, Süryanicede Diklat Arapçada Dicle olmuştur.
Dicle ırmağı, Fırat ırmağı ile birlikte Mezopotamya'yı oluşturan iki büyük nehirden biri ve doğuda olanıdır. Türkiye'de bulunan Elazığ ilinin Sivrice ilçesinden doğan nehir, Irak boyunca akar ve Fırat'la birleşerek Şattülarap'ta Basra körfezine dökülür.
869-899 yılları arasında Diyarbakır ve çevresinde kısa süreliğine Şeyhiler Hanedanı hüküm sürmüştür; fakat Abbasi halifesi Mutazıd bu hakimiyete son vermiştir. Daha sonraki yıllarda Hamdânîler ve Büveyhiler şehre hâkim oldularsa da, 990 yılında bölgeye hâkim olan Kürt aşireti Mervânîler, 1085 yılına kadar saltanatlarını sürdürmüşlerdir. Selçuklu hükümdarı Alparslan, Malazgirt Meydan Muharebesi'nden (1071) bir sene önce Diyarbakır'a geldi. Mervânîler, yapılan bu savaşta Selçuklu ordusuna asker desteğinde bulundu ve daha sonra Büyük Selçuklu Devleti'ne tabi oldu. Melikşah'ın 1092'deki ölümünden sonra da, Diyarbakır'daki egemenlik Suriye Selçukluları'na geçti.
Diyâru Bekr (daha sonraları Diyarbekir), Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarına kadar daha çok bir bölge adı olarak kullanılmıştır. Ancak merkez için kullanılan Amid isminin kullanımının özellikle Diyarbekir'in 1867 yılında vilayet oluşu sonrası yavaş yavaş terk edildiği ve bütün bölgeyi nitelemesinin yanında merkez sancak için de Diyarbekir (Diyar-ı Bekr) adının kullanıldığı görülmektedir.
Şehir Perspektifinden Değerlendirme
Sonuç olarak Aydin'nin bu alanda artan dinamizmi, hem yerel hem de bölgesel dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Önümüzdeki dönemde konunun nasıl şekilleneceği, hem yatırımcılar hem de vatandaşlar tarafından merakla bekleniyor.
Boğazkere başlığı, Aydin için sadece bir gündem maddesi değil, aynı zamanda şehrin vizyonunu da yansıtan bir göstergedir. Bu tarz gelişmelerin toplumsal ve ekonomik yansımaları uzun vadede kendini gösterecektir.
Boğazkere, Anadolu'nun en eski ve yerli üzümlerindendir. Elazığ'ın Öküzgözü ile, kaliteli ve dengeli bir kupaj şarap oluşturur. Üzümün kabuklarında bulunan ve şaraba burukluk katan tanen oranı bu üzüm cinsinde çok fazladır. Burukluğun yanı sıra, baharlı tadı, şarap üretiminde Boğazkere üzümünü çok değerli kılmaktadır.
Bu şarabın özellikleri; güçlü gövde, çok keyifli uzun bitiş, lacivert tonlu koyu kırmızı renk ve kurutulmuş kırmızı meyve ve baharatların zengin ve güçlü aromalarıdır. 10 yıla kadar yaşlanmaya iyi gelir. Kırmızı et kebapları, hindi, somon ve peynir başta olmak üzere Doğu Anadolu kaşar veya Gruyere peyniri ile tavsiye edilir.
Tarihsel veriler ışığında, boğazkere, Elazığ ve Diyarbakır Bölgesi civarlarında yetişen siyah renkli bir üzüm çeşididir. Boğazkere, Türkiye'nin Dicle - Fırat arasında Elazığ (Maden) ve Diyarbakır (Ergani) kökenlidir. Koyu kırmızı zengin bir üzümdür ve şarap, kuru meyve ve incir aromaları ile iyi yapılandırılmıştır. Diyarbakır'da sertifikalı Boğazkere bağları tarafından üzümden üretilen bir şaraba da adını verir.
Anadolu (Grekçe: Ἀνατολή, romanize: Anatolḗ), Anadolu Yarımadası (Yunanca: Χερσόνησος τῆς Ἀνατολίας, Chersónisos tis Anatolías) veya coğrafi olarak Asya Kıtası'nın tüm özelliklerini içerdiğinden Küçük Asya (Yunanca: Μικρά Ἀσία, Mikrá Asía), Asya kıtasının en batısında Karadeniz, Akdeniz ve Ege denizi arasında kalan yaklaşık 537.000 km²'lik bir alanı kaplayan dağlık bir yarımadadır.
Batıdan doğuya olan uzunluk 1.000 km'den fazla, genişlik ise 400 km'den 600 km'ye kadardır. Osmanlı döneminde "Anadolu"nun geleneksel doğu sınırı olarak Fırat Nehri kabul edilirken, Cumhuriyetle birlikte Birinci Türk Coğrafya Kongresinden sonra Türkiye'nin Asya'da kalan kısmının tümü aynı coğrafî terime dâhil edilmiştir. Günümüzde yaygın olarak Türkiye'nin Asya kıtasında kalan topraklarının adı olarak kullanılır.
Anadolu, Asya ve Avrupa'nın birleşim noktasındaki stratejik konumu nedeniyle, tarih öncesi çağlardan beri birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Yeryüzünün en eski yerleşkelerinden bazıları Cilalı Taş Devri'nde Anadolu'da kurulmuştur. Çatalhöyük, Çayönü, Nevali Çori, Hacılar, Göbekli Tepe ve Mersin (Yumuktepe) yerleşkeleri Cilalı Taş Devri'nden kalmadır. Truva yerleşkesi de Cilalı Taş Devri'nde kurulmuş ve Demir Çağı'na doğru uzanmıştır. Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Kelt, Pers, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu, Moğol ve Osmanlı gibi onlarca medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yüzlerce dil ve lehçeyi barındırır.
Dicle ırmağı, Fırat ırmağı ile birlikte Mezopotamya'yı oluşturan iki büyük nehirden biri ve doğuda olanıdır. Türkiye'de bulunan Elazığ ilinin Sivrice ilçesinden doğan nehir, Irak boyunca akar ve Fırat'la birleşerek Şattülarap'ta Basra körfezine dökülür.
Irmak ana kaynaklarını Doğu Anadolu Bölgesi dağlarından ve dipten sızma yoluyla Elazığ'daki Hazar (Gölcük) gölünden alır. Türkiye'nin önemli akarsularındandır. Türkiye topraklarında kalan bölümün uzunluğu ise 523 km'dir. En önemli kolları Batman ile Yanarsu, Botan, Habur, Büyük Zap ve Küçük Zap'tır. Eylül ayı ortalarında 55 m³/sn ile en küçük, Şubat sonunda 2263 m³/sn akımı ile büyük değişiklik gösterir. Akarsuda genellikle yaz sonu kuraklığı ve güz başı yağış noksanlığı nedeniyle su azalır. Buna rağmen kış sonu yağışı ile ilkbahar başındaki karların erimesinden oluşan su ile kabarır.
Dicle, Güneydoğu Toroslarda Maden Dağları kesiminde, Hazarbaba Dağı'nın güney tarafında, Yıldızhan yanındaki bir kaynaktan çıkar. Eskiden Hazar Gölü'nden beslenirdi. Şimdi gölle bağlantısı kesilmiştir. Kaynaktan çıktıktan sonra Maden ilçesinin önünden geçerek, Maden Çayı adını alır ve güneydoğuya doğru dar ve derin vadilerden geçip Diyarbakır şehrinin bulunduğu lav sahanlığının doğu kesimine paralel akar. Burada ırmak vadisinin tabanı 600 m'ye iner. Bundan sonra kuzeyden Toros Dağları yamaçlarından inen başlıcaları Diyarbakır havzasında doğan Anbarçayı, Kuruçay, Pamukçayı ve Hazroçayı, Batman ve Yanarsu ile birleşir. Diyarbakır'ın güneyinde 8 km mesafede doğuya yönelir. Güneyden ve Mardin eşiğinden inen sel yatakları Göksu ve Savur Çayı Dicle'ye katılır. Raman Dağının güney eteklerinde dar